Bugun...
Yeniden CHP.....


Ersoy Uluçay
hakanylf06@msn.com
 
 

Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları sonrası CHP’de ortalık toz duman oldu. Toplum olarak analitik düşünme yöntemini kullanmayı bırakalı çok olduğundan, ortaya çıkan tabloya ilişkin sağlıklı değerlendirme bir türlü yapılamıyor. Birbirlerine laf yuvarlayanların öbekleştiği noktalar şunlar: Muhalifler diyor ki; “yanlış aday seçtin, sorumlusun istifa et.” Genel Merkezciler diyor ki; “siz çalışmadınız hatta aleyhe çalıştınız sizin konuşmaya hakkınız yok, vatan haini dahi olabilirsiniz.” Genel Merkez taraftarlarının esasen ne söylemlerinin ne de kendilerinin ciddiye alınacak bir tarafı vardır. Ortalık seyrelmeye başlamıştır ve yakın gelecekte milletvekilliği genel seçimleri vardır. Eldeki bir kuş daldaki iki kuştan daha makbuldür bu arkadaşlar için. Kuşun elde de olmayacağı anlaşılınca onlar da nasılsa diğer tarafa iltica edeceklerdir. Ancak muhalefetin duruşuna ilişkin söylenecek çok söz var. En önemli sorun Genel Başkana karşı duruşu, seçim sonuçlarıyla birebir ilişkilendirmektir. Kuşkusuz çıkış noktası o olmalıdır ama 2010‘dan bu yana yaşanan, partiyi dönüştürme süreci tartışmaya açılmadan yapılacak değerlendirme, içi boş ve inandırıcılıktan uzak olacaktır. 2010 sonrası süreç çok iyi tahlil edilmelidir. Neler olmuştur 2010’dan sonra, neler yaşanmıştır partide, neler söylenmiş, neler yazılmıştır? Dilerseniz madde madde sıralayalım:

2010 Mayısı CHP’ye yapılan komplonun, dönemin genel başkanına yapılan siyasi suikastın tarihidir. Aynı 2010 Mayıs’ı, CHP’nin, görülmemiş bir kalabalıkla, davul zurnayla, büyük medya desteğiyle, %45 oylar telaffuz edilerek yaptığı kurultayın tarihidir. O kurultayda partiye yapılan komplo sorgulanmamıştır, komployla hesaplaşma iradesi ortaya konmamıştır. Komplo fırsat bilinmiştir. Bu birinci ve büyük yanlış olmuştur. (Elimizde delil olmadığından sadece yanlış yapıldığını ifade etmekle yetiniyoruz)

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın partiye uyarısı partiye altı ay içinde ikinci dışarıdan açık müdahale olmuştur. Bu da yine fırsat bilinmiştir. Komplo, Deniz Baykal’ı saf dışı bırakmanın fırsatını, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın partiye müdahalesi Önder Sav’a darbe yapmanın fırsatını partiyi bugün yönetenlere sağlamıştır. Bu olay gözlerimizin önünde yaşandığı, televizyon ekranlarında canlı yayınlandığından, bu yapılana sadece yanlış demek yapanlara paye vermek olacaktır.

Parti bu noktadan sonra hızla dönüşmeye başlamıştır. Dönüşüm, partiyi ve ülkeyi var eden temel felsefenin ve ona uygun söylemin üzerine doğru örgütlenme yöntemlerini koymak şeklinde kendisini göstermiş değildir. Yanlış örgütlenme modeline sahip çıkılmış öte yandan partinin kararlılıkla yürüttüğü temel siyasi iddialarının üzerinden silindir gibi geçilmiştir.

Laiklik anlayışı partinin iktidar olmasının önünde engel gibi görülmüştür. Dindarlarla barışma adı altında neresinden tutsanız elinizde kalacak bir söyleme sarılınmıştır. “Laiklik tehlikede diyemem” ifadesi bizzat genel başkan tarafından dillendirilmiştir. Bu sebepledir ki AKP laikliği tahrip etme yolunda en büyük adımlarını son dört yıl içinde atmıştır.

Ulusal bütünlük, ulus devlet konusundaki parti hassasiyeti her yerden oy alacağız zannıyla bir kenara bırakılmıştır. Vatandaşlık tartışmalarının en yüksek düzeyde yapıldığı süreçte yine bizzat genel başkan, TV’de, canlı yayında anayasada etnik kimlik tanımı yapılmaması gerektiği üst kimlik tanımı yapılması gerektiği bu tanımın da Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olacağını ifade etmiş ve Türk Milleti, Türk Vatandaşlığı konularında AKP-BDP-PKK çizgisine düşmüştür.

Partinin 2010 öncesi kararlılıkla AKP ile anayasa yapmayı reddetmesinin hiçbir anlamı yokmuş gibi gelir gelmez anayasa masasına oturulması, anayasanın yine AKP-BDP-PKK çizgisinde yeniden yapılmasına katkı verilir noktaya getirilmesi, bir de anayasa komisyonundaki parti temsilcilerinin bu süreçte birbirlerine düşmeleri kamuoyunun hafızasında tazedir.

Barış süreci adı altında bölünme sürecine örtülü, mahcup destek, kredi veriyoruz şeklinde siyaseten hiçbir karşılığı olmayan söylem, kimliksiz kişiliksiz siyaset, terör örgütü liderinin Türkiye’nin bir kentinde miting yapar hale gelmesine sessiz kalınmayla taçlanmıştır. Bu süreç hala işlemekte ve CHP ortada görünmemektedir.

Cemaat, CHP’nin yoldaşı haline dönüşmüştür. Bu facia, CHP’yi yönetenlerin bunu tercih etmesiyle olmuştur.

Gezi olayları siyasal ve toplumsal değerlendirmeden uzak tutulmuş, çocuksu yaklaşımlar partiye hâkim olmuş ve “Gezi” ıskalanmıştır. Olağanüstü bir toplumsal birikim heba edilmiştir.

CHP kendisini ve Türkiye’yi yönlendirme çabasındaki içeride dışarıda etkili çevrelerin etki alanına sokulmuştur. Parti Türkiye’nin gerekleri doğrultusunda değil, bu çevrelerin talepleri doğrultusunda karar alır hale gelmiştir. Ekmeleddin İhsanoğlu kararı bu doğrultudaki son karar olmuştur.


 

Bu süreçte değişik parti yetkililerinin verdiği demeçleri, kendileriyle yapılan röportajlarda söylediklerini, partinin ve toplumun önemli bir kesiminin içini kanatan beyanlarını da bu listeye eklemeye kalksak bir yazı dizisi ortaya çıkabilir esasen. Bu yüzden daha fazla detaya girmeyeceğim. Sonuç olarak Ekmeleddin İhsanoğlu tercihi yukarıda çizmeye çalıştığım tablodan süzülüp çıkmıştır ve bu yapıda bir CHP için doğal ve doğru bir tercihtir. Parti içi muhalefetin yapması gereken, seçim sonuçlarının hesabını sormaktan ibaret kalan bir kısırdöngünün içine düşmek, genel başkanı değiştirme mücadelesi vermek değil, bu yapıyı değiştirmek, partiyi özüne döndürmektir. Merkez medya, iş dünyasının belli kesimleri, cemaat, uluslararası çevreler, büyük devletlerle yürünmeye çalışılan yolun sonuna gelinmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi ancak, kurucu felsefesiyle tarihsel süreç içinde sentezlediği sol değerlere inançla, kararlılıkla sahiplenerek yoluna devam edebilir. Başka yolların iktidar getireceği masalına hiç değilse bundan sonra inanmamak CHP örgütünün görevidir.



Bu yazı 62546 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



4 + 8 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI